23 Eylül 2009 Çarşamba

Siyaset dürüstlük ister.

Sayın Cemil ÇİÇEK

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı

Ankara 14 Eylül 2009







Sayın BAKAN;



Bugün gerçekleştirilen Bakanlar Kurulu toplantısından sonra; MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin, ''demokratik açılım'' çalışmalarıyla ilgili olarak TBMM'de kapalı oturum yapılması durumunda, ''Hükümet kapalı oturumda bir bilgi verirse; biz, bu bilgiyi açıklayacağız'' dediğinin hatırlatılması ve değerlendirmesinin sorulması üzerine; TBMM'de ilk kez kapalı oturum yapılmayacağını, cumhuriyetin kurulduğu günlerden bugüne kadar farklı zamanlarda böyle oturumlar yapıldığını hatırlatarak.

Bunun kendine göre bir mantığı ve gerekçesi olduğunu söylemişsiniz ve sözlerinizi, şöyle sürdürmüşsünüz:

''Bizim o noktada bir endişemiz yok. Üzerinde durduğumuz, karar verdiğimiz, yürütmekte olduğumuz çabaları kamuoyu önünde açık da, kapalı oturumda da tartışırız. Kapalı oturumda daha soğukkanlı, daha derli toplu konuşmanın avantajları var. Yoksa bir çekincemiz olduğundan, milletimizden herhangi bir şeyi sakladığımızdan dolayı değildir. Gerekiyorsa biz bunu açık da yaparız, bunda hiç tereddüt yok. Ancak üzerinde durmamız gereken şey şu; bir yöntemi, bir talebi beğenmiyor olabilirsiniz ya da sizin buna karşılık bir kısım taleplerimiz olabilir; ama, bunların hepsinin yürürlükteki mevzuat çerçevesinde yapılması lâzım. Eğer insanlar, yürürlükteki mevzuatı 'ben tanımam' demeye getiriyorsa; o zaman, bu ülkede hukuk devletini nasıl tesis edeceğiz? Yani; kapalı oturumlardaki değerlendirmelerin,10 yıl geçmeden hiçbir şekilde yayınlanamayacağı ortada iken, bu, mevzuat hükmü iken; ‘ben, bunu tanımam, buna rağmen açıklama yaparım' diyorsa; o zaman, ‘söylenebilecek ne vardır?’ diye, doğrusu düşünürüm.

Açıkça ifade edelim; bizim, kapalı ya da açık herhangi bir endişemiz yok; gerekiyorsa, biz bu oturumu açık da yaparız. Ama böylesine hassas bir konunun, tribünlere oynayarak konuşulması yerine daha soğukkanlı, daha derli toplu konuşulması için söylenmiş bir fikirdir, bir yöntemdir. Nitekim bunu ilk defa biz de gündeme getirmiyoruz. Geçmişteki insanlar bu toplantılar yapıldığında, Cumhuriyetin ilk kurulduğu günlerden bugüne kadar kapalı oturumlarda dile getirilen hususlar, milletten saklanan, gizlenen hususlar değildi. O formatta, o şekilde konuşulması konunun önemi ve varılmak istenen amaç açısından daha doğru bulunduğu için, iç tüzüğe böyle bir hüküm konulmuştur.

İcap ediyorsa biz, açık da konuşuruz. Bizim milletimizden saklayacağımız, milletimize söylemeyeceğimiz, kapalı kapılar arkasında bu işleri konuşacağız diye bir konu da yok. Biz, milletimizle her zaman iç içeyiz ve açıkça da konuşuruz.''



Sayın BAKAN;



Uzun yıllardan beri siyasetin içinde bulunmanız ve çeşitli dönemlerde Bakanlar Kurulunda yer almanız sebebiyle; bu hassas konuda, kamuoyunun beklentilerini de dikkate almak zorundasınız. Zira; henüz daha kamuoyu, “DEMOKRATİK AÇILIM” adı verilen açılımın ne olduğunu bilmemektedir ve de merak etmektedir.



Şayet bu konuyu Meclis’te “KAPALI OTURUMDA” görüşürseniz milleti gücendirir ve hayal kırıklığına uğratırsınız. Çünkü; kamuoyu, kapalı oturumda görüşülecek konuların, DTP vasıtası ile Talâbani’ye, Barzani’ye, Avrupa’da faaliyetlerine devam eden PKK üst seviye yöneticilerine ve Irak’ın kuzeyinde konuşlanmış PKK’lılara anında iletileceğine ve de gizli kalmış konuların TARAF GAZETESİ’ne sızdırılacağına inanmaktadır.



Önemli diğer bir husus da şudur:



Halk, gerçekten demokratik bir açılımın yapılmasını, daha doğrusu; Türkiye’nin tam anlamıyla HÜR ve DEMOKRAT bir ülke haline getirilmesini, gönülden istemektedir ve bunun özlemini çekmektedir. Böyle bir açılımın, “AYRILIKÇI KÜRT HAREKETİ” ile sınırlandırılmasını, kat’iyyen reddetmektedir. Halkın Beklentisi; antidemokratik SEÇİM ve SİYASİ PARTİLER KANUNLARININ, gerçek bir demokrasinin normlarına uygun hale getirilmesi istikametindedir. Zîra; halk, itiraz eden çıksa da, kendisini ikinci seçmen konumuna düşüren ve siyasi parti liderlerini “TEK SEÇİCİ” konumuna getiren sistemin değiştirilmesini istemektedir ve gerçek anlamda “DEMOKRATİK AÇILIMIN” bu sayede sağlanacağına inanmaktadır. Yani; yeniden sistemin içine dâhil edilmesini arzulamaktadır. Bu açılımda; illerin çıkaracağı milletvekili sayısının, illerin nüfusuna göre yeniden tanzim edilmesi ve “SEÇİM BARAJLARININ” düşürülmesi; açık bir ifadeyle; DEVLETİN, bir PARTİ DEVLETİ haline getirilmemesi arzusu da vardır. Zîra; halk, 29 yıldan beri DEVLETİN, ana KAİDELERE ve ana BELGELERE göre işletilmediğini görmektedir ve bilmektedir.



Gelişmelerden büyük üzüntü duyduğum için demokratik haklarımı kullanarak duygu, düşünce ve görüşlerimi arz ettim. Dikkate alacağınıza inanmaktayım.



Saygılarımla.



Ecz. Hüsnü Akıncı.

Hiç yorum yok: