22 Eylül 2008 Pazartesi

17 AĞUSTOS 1999 DEPREMİ

EMİN ÇÖLAŞAN - HÜRRİYET GAZETESİ - 16 AĞUSTOS 2000
Hüsnü Akıncı'nın mektubu
VATANDAŞ Hüsnü Akıncı Adapazarı'nda yaşayan bir eczacı. 17 Ağustos depreminde evi hasar gördü ve İstanbul'a göçtü. Şimdi bölgesinde depremle ilgili çalışmalar yapıyor. Yazdığı mektuplarla ilgili kişi ve kuruluşları bu konuda uyarmaya çalışıyor.
Kendisinden dün aldığım mektup şöyle:
''Bu büyük felaketin yaraları henüz sarılabilmiş değil. Felaket günlerinde vaatlerde bulunan yetkililer sözlerini unuttular ve halkı dertleriyle baş başa bıraktılar.
- Geçici barınma sorunu (prefabrik konut).
- Kalıcı konut sorunu (Adapazarı'nda 40 bin konuta ihtiyaç var, temeli atılan konut sayısı 6 bin. Bunların da ne zaman tamamlanacağı belli değil).
- Altyapı sorunu sürüncemededir ve nasıl çözüleceği belli değildir.
Toplanan yardım paralarının ve devlet katkısının miktarları bilinmediği gibi, harcanan paraların miktarı da bilinmemektedir. Plansız ve organizasyonsuz harcamalar kaynak israfına sebep olmaktadır.
Belli ki vatandaşlarımız, önümüzdeki kışı da konutsuz geçirecekler.
Bu bilinenleri bir tarafa bırakıyorum. Bölgenin ekonomik durumuna değinmek istiyorum.
Parasızlık sebebiyle bölgenin ticaret ve sanayi faaliyetleri sıfır noktasındadır. Bölgenin acilen taze paraya ihtiyacı vardır. Taze paranın hibe olması şart değildir. Orta ve uzun vadeli krediler de bölgenin iktisadi hayatını canlandırmaya yeterlidir.
Ne yazık ki bu konuda da yeterli destek yoktur.
- Halk Bankası kanalıyla verileceği bildirilen orta vadeli krediler işlerlik kazanmamıştır.
- Kendi imkânlarıyla yaralarını sarmaya gayret eden sanayi kuruluşlarına vaat edilen krediler işlerlik kazanmamıştır.
- Bölgede faaliyet gösteren özel bankalar kredileri durdurmuşlar, depremden önce verdikleri kredileri temmerrüt faizleriyle birlikte tahsil etme yarışına girişmişlerdir. İcra takipleri insanlarımızı bunaltacak bir seviyeye ulaşmıştır.
- Mali sıkıntı sebebiyle Adapazarı'ndaki firmalar ve ticaret erbabı mal temininde zorluk çekmektedirler. Çek ve senetleri kabul görmemektedir.
Bu sebeple de ticari hayat iyice durmuş, işsizlik büyük boyutlara ulaşmış, çaresizlik insanların moral güçlerini tamamıyla çökertmiştir.
Şimdi de geçici konutlarda barınan çaresiz vatandaşlarımızdan, 15 Ağustos 2000 tarihinden geçerli olmak üzere kira ve elektrik parası tahsil edilecektir.
Orta ve hafif hasarlı konutların tahkimi için görünür bir faaliyet yoktur. Gücü olanlar kendi imkânlarıyla çare bulma gayretine girmişlerdir.
Acilen yapılması gereken işleri şöyle sıralayabiliriz.
- Özel ve kamu bankaları tarafından uzun ve orta vadeli kredilere (hasarın durumuna göre) işlerlik kazandıracak çareler bulunmalıdır.
- Kalıcı konut istemeyen kişilere, bir yıl önce söz verilen yardımlar yapılmalıdır.

- Bölge ağırlıklı olarak tarım ve hayvancılık bölgesidir. Sermayesizlik sebebiyle bütün ahırlar boştur. Bu sektörü canlandırmak için 3 yıl vadeli düşük faizli ve bir yıl ödemesiz işletme kredileri tahsis edilmelidir. Bu krediler, göstermelik olmamalı ve sektörü canlandıracak boyutlarda olmalıdır.
- Altyapı çalışmaları hızlandırılmalı ve bölge müteahhitleri devreye sokulmalıdır. Dışardan gelen müteahhitler malzeme ve işçilerini bölge dışından temin etmektedirler. Öylesine ki, eski demirperde ülkelerinden gelen kaçak işçiler boğaz tokluğuna çalıştırılmaktadırlar. Bölge insanı işsiz vaziyette dolaşmaktadır.
- Adapazarı Vagon fabrikası ile Şeker Fabrikası halen hasarlı vaziyette beklemektedir. Bu fabrikaları yeniden faal duruma getirecek yatırımlar yapılmalıdır.
- Yani imar planları yürürlüğe konularak, yeni şartlarda yapılacak inşaatlara izin verilmelidir. (Belirsizlik Adapazarı'nı baraka şehri haline getirmiştir.)
- Siyasi iktidar bölge ile yeterli biçimde ilgilenmemekte ve halkın sesine kulak vermemektedir. Bu görev yazılı ve görsel medya kuruluşlarına düşmektedir. Bu sebeple, her gazete, her gün için bir sayfa ayırıp bölgedeki görevlendireceği kişilerle halkın sesini duyuracak, ilgilileri uyaracak yazılar yazmalı, televizyonlar da aynı şekilde hareket ederek kamuoyu oluşturmalıdır. Bu sayede belki israf, yolsuzluk, adam sendecilik, duyarsızlık gibi kötü alışkanlıklar ortadan kaldırılmış olur.

İzmit Büyükşehir Belediye Başkanı Sefa Sirmen, proje geliştirmekte ve çare üretmekte gayet başarılıdır. Onun çalışmaları kamuoyuna duyurulmalı ve gerektiğinde (ki, gerekir), deprem bölgesindeki belediyelerin işbirliği sağlanmalıdır.
Bu hususu özellikle belirtiyorum. Çünkü kendisi 80 bin konutluk bir proje geliştirmiş ve dış finansmanını da sağlamıştır. Hazine, dış kredi için garanti vermediğinden dolayı proje atıl vaziyette beklemektedir.
Sözün özü:
İktisadi hayatı canlandıracak yeterli krediler tahsis edildiği zaman, deprem bölgesindeki insanlar kendi yaralarını en güzel biçimde sararlar. Hükümetlerin akıl hocalığına muhtaç değillerdir. Hükümetlerin yardımı olmadan bu bölgeler gelişmiş ve depremdem önceki varlık meydana gelmiştir.
Halk bunu yine başarır. Hem de 'felaket vurgunu' zenginler yaratmadan başarır.''
Felaket bölgesinde yapacak daha çok iş olduğu anlaşılıyor.

Hiç yorum yok: