21 Eylül 2008 Pazar

SAĞLIK HİZMETLERİ VE REFORM

Hüsnü AKINCI
ybayer adlı alıcılara
ayrıntıları görüntüle
21 Ağu
Sayın Yalçın BAYER
Hürriyet Gazetesi Yazarı 21 Ağustos 2008


Sayın Bayer;

21 Ağustos 2008 tarihli ve "1.sınıf hastaneler, bakanlığa rest çekti!" başlığını taşıyan yazınızı okudum.

Önemli bir sosyal konuyu gündeme taşımışsınız. Zira; sağlık hizmetlerinin önemi, insanların vazgeçilmezidir. Aslında insanlar, hastalandıkları zaman devlete muhtaç olurlar. Ve devleti yanında görmek isterler. Onun dışında devlet, insanlara muhtaçtır. Ve devlet, neye mal olursa olsun, bu hizmeti yerine getirmek zorundadır.

Günümüzde sağlık hizmetlerine verilen öneme bakacak olursak; "Paran varsa yaşa, paran yoksa öl!" anlayışının hâkim olduğunu görürüz. Tamamen ticarî kazanca ve ranta dönük bir uygulama, REFORM adı altında, sağlık hizmetlerini tanınmaz ve işin içinden çıkılmaz hale getirmiştir. Sağlık hizmetlerini özelleştirmek ve tedavi kurumlarını sınıflara ayırmak; akla, mantığa ve ilme aykırı bir kabulleniştir. Bugün kalp ameliyatları, organ nakli gibi önemli hastalıkların tedavileri, belirli merkezlerde yapılmaktadır. Hattâ; hemen hemen yurdun her tarafında faaliyet gösteren devlet hastaneleri yatırımsız ve donanımsız hale getirilmiştir. Üniversite hastaneleri dahî, gerek altyapı, gerek personel ve gerekse hekim yönünden yetersiz hale getirilerek kaderlerine terk edilmiştir. Bana göre hedef bellidir:

DEVLETE AİT TEDAVİ KURUMLARI İLE ÖZEL SEKTÖRE AİT KÜÇÜK ÇAPTAKİ TEDAVİ KURUMLARINI TASFİYE EDEREK, SAĞLIK HİZMETLERİNİ BÜYÜK ŞİRKETLERE İKRAM ETMEKTİR.

Aksi olsaydı; 6 yıldan beri iktidarda olan AKP, sağlık alanına yatırım yapar ve gelişmiş tedavi yöntemlerini ülkenin her tarafına yayardı. Bu hizmet için kaynak yetersizliği de söz konusu olamaz! Bunun, geçerli bir mazereti de olamaz! İstanbul'dan örnek verelim:

Yıllardan beri çiçek ve lâle dikmek, abartılı bir şekilde park ve bahçe tanzim etmek ve hiç gereği yokken reklâm yapmak için İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin israf ettiği kaynaklarla (Ki; bu kaynaklar, en nihayet Hazineden karşılanmaktadır ve İstanbul Belediyesi'nin Hazine'ye 4 milyar YTL. Borcu olduğu ifade edilmektedir.), Üniversite hastaneleri dâhil bütün hastaneler, her bakımdan üstün ve birinci sınıf hizmet verebilecek hale getirilirdi. Bu örneği Türkiye'nin geneli için düşünecek olursak; sağlık hizmetleri alanında bilinçli veya bilinçsiz bir ihmalin ya da bizce iyi bilinmeyen bir hedefin olduğu anlaşılır. Bir örnek de, Vakıf Gureba Hastanesi'nden:

Vakıf Gureba Hastanesinin yanık ünitesi yoktur ve yoğun bakım ünitesi yetersizdir. Ama; aynı hastaneye ait büyük arazinin bahçe tanzimi için milyonlarca lira harcanmıştır. Boğaz köprülerinin ışıklandırılması için harcanan para, 5 milyon YTL.dir. Bütün halkı ilgilendirmesi gereken acı bir örnek daha:

Türk Telekom, reklam karşılığı olarak Galatasaray Kulübüne iki yıl için 150 milyon lira vermiştir. Eğer Türk Telekom bu parayı, üniversite hastaneleri için verseydi; sağlık hizmetleri, üniversite hastanesi olan her ilde yaygınlaşır ve mükemmel hale gelirdi. Ayrıca, Türk Telekom'un da en büyük reklamı olurdu.

Sorulabilir:
Belediyelerin yaptığı bu hizmetler yersiz midir?
Yersiz olmayabilir. Ama; sağlık hizmetlerine göre öncelikli değildir. Zira; sağlık hizmetleri, İslam Dini'nin de çok önem verdiği sosyal bir meseledir.

Bugün Türkiye, dinî söylemleriyle ön plâna çıkan, türbanı dahî dinî simge ve tercihte referans haline getiren bir siyasi iktidar tarafından idare edildiğine göre; İslam Dini'nin sağlık hizmetlerine verdiği sosyal önemi, örnek vererek anlatmak istiyorum:

Hz. Peygamberimiz, "Yanındaki komşusunun aç olduğunu bildiği halde kendi karnını doyuran kimse, bizden değildir." Diye buyurmuşlardır. Emre dikkat ediniz: Sorumluluk, bilenler içindir, bilmeyenler, emrin haricinde tutulmuştur. Sağlık hususuna gelince;

Bu hususta Hz. Peygamberimiz, "Bir muhitte, bir kimseye bakımsızlıktan, ilgisizlikten ve imkânsızlıktan dolayı bir hastalık gelirse ve o sebeple ölürse; bütün muhit, o kişinin katilidir." Diye buyurmuşlardır. Bu emre de dikkat ediniz: bu emirde, bilme şartı yoktur. Dolayısıyla muhit sakinlerine ve ülkeyi idare edenlere, yerine getirmeye mecbur oldukları mutlak bir emir vardır.

Sayın Bayer;

Konu, iyi incelenirse; 1.sınıf hastanelerin sorununun, yüzde 30'luk iştirak payı olmadığı görülecektir. Asıl sorun, Sağlık Bakanlığı'nın sağlık hizmetleri için belirlediği tarifedir. Ki; bu tarifenin ne olduğunu henüz bilmiyoruz. Örnek vereyim:

3-4 ay evvel bir eczacı tanıdığımın devlet memurluğundan üst seviyeden emekli eşi, ünlü bir özel hastanede açık kalp ameliyatı oldu. Ömrü vefa etmedi, vefat etti. Bir haftalık yoğun bakım servisi için 15 bin YTL. ödediler. Zorlanarak ve hatta eş-dosttan borç alarak ödediler. Sosyal Güvenlik Yasası'ndan evvel bu hastane, Emekli Sandığı veya SSK mensubu hastalardan hiç ücret almıyordu. Paranın tamamını, kurumlar ödüyordu.

Bir örnek de kendimden vereyim:
Bağ-Kur emeklisiyim. 2007'de işlerim bozuldu ve eczanemi kapatmak zorunda kaldım. İşlerimin bozulmasının sebebi, kurumların ilâç bedellerini geç ödemesidir. Rahatsızlandım. Tedavi ve tetkiklere ihtiyacım var. Mümkün olan tetkiklerimi, devlet hastanelerinde yaptırdım. İlgili doktorlar "Kroner BT anjiyografi" istediler. Bu imkân devlet hastanelerinde yoktur, bazı özel kurumlarda vardır. İstene ücret, 900 YTL'.dir. İmkânsızlıktan bu tetkiki yaptıramadım ve bekliyorum.

Sormak zorundayım:

Vatandaşların sağlık güvencesi bu mudur? Sağlıkta BÜYÜK REFORM olarak takdim edilen bu uygulamanın parası olmayan vatandaşlara ne faydası vardır?
Milletvekilleri, iştirak paylarından muaf tutulmuşlar ve her kurumda ücretsiz muayene ve tedavi olabilmektedirler. Demek ki; milletvekilleri de bu reformun, bir aldatmaca olduğunu
anlamışlar ve kendilerini kayıracak bir düzenleme sağlamışlardır. Geçekten, bu mu reform?
Beni, REFORM adı altındaki bu uygulamaların bir TASFİYE hareketi olmadığına dair kim ve nasıl inandırabilir? Merakım da, şudur:

Acaba, Başbakan Erdoğan, bu gerçeklerin farkında mıdır?
Bir röportaj veya bir televizyon programı imkânı doğsa da, daha fazla şeyler söyleyebilsem!

Saygılarımla.
0216-4181726
0532-4576956 Ecz. Hüsnü Akıncı

Hiç yorum yok: