22 Eylül 2008 Pazartesi

AHLÂKİ KALKINMA SAĞLANMADAN İKTİSADÎ KALKINMA SAĞLANMAZ!



Sayın Hüsnü ÖZYEĞİN
Özyeğin Üniversitesi Mütevelli
Heyeti Başkanı 10 Temmuz 2008


Sayın Özyeğin;

Bugün Kanaltürk Televizyonu'nda yayımlanan ve Üniversitenizin Rektörü ile Finansbank'ın üst düzey bir yetkilisinin müştereken katıldıkları programı izledim.
Programda üniversitenizin hedefleri, bir reklam havası içinde gayet mükemmel işlendi. Yadırgamıyorum ve bu mükemmel teşebbüsünüzden dolayı da sizi, kutluyorum.
Ancak, bir hususu dikkatlerinize arz etmek istiyorum. O da, şudur:
Ahlaki kalkınma sağlanmadığı takdirde, iktisadi kalkınmanın sağllanamayacağı, tarihen ıspat edilmiş bir gerçektir. Ahlakı dışlayan bir iktisadi kalkınma, imkanların ve yeteneklerin yerinde kullanılmaması sebebiyle; ülkelerin, insanların perişanlığına ve hatta izmihlale de sebep olur. Çünkü; böyle bir durumda hedef olarak FAZİLET değil, daima MENFAAT seçilir.
Ahlaki kalkınmadan kastım şudur:
ANA KAİDELERE ve ANA BELGELERE göre İşleyen bir DEVLET ve işleyen bir REJİM arayan ve REJİME ve DEVLETE sahiplilik BİLGİ ve ŞUURU taşıyan; imkan ve yeteneklerini DEVLETİN, MİLLETİN hayrı için sarfederek vatandaşlık görevlerini eksiksiz olarak yerine getiren ve her hizmetini VATANİ bir gerekçeye ve HİZMET arzusuna dayandıran VİCDANLI insanların yetişmesidir.
Bu yapılamadığı takdirde; elde edilen varlıklar ve makamlar, ZULMÜN vasıtası olarak kullanılır.
Uzun yıllardan beri Türkiye, bunun eksikliğini ve sıkıntısını çekmektedir. Bu eksiklik sebebiyle Türkiye; tabir caizse finans ve bankacılık kesimiyle (Hazine ve Merkez Bankası tarafından kollanan ve kayırılan kesim), Türkiye'nin ekonomisini istek ve çıkarları doğrultusunda yönlendirmesini başaran ve idareleri baskı altında tutan 15-20 holdinge ve de kaynağı ne olursa olsun büyük para sahibi kişilere esir edilmiştir. Servetler el değiştirmiştir; ama, bu kural değişmemiştir.
Türkiye'nin durumu bellidir:
- Avrupa'da, Rusya'dan sonra en büyük toprağa sahip Türkiye, kendi kendini besleyemez durumdadır.
- Gökdelenler, lüks alışveriş merkezleri dikilmiştir. Ama, orta tabaka erimiştir. Çok büyük bir kesim fukaralaşmıştır ve borç içinde yüzmektedir.
- İç ve dış borç batağına saplanan Türkiye, daima taviz veren bir ülke durumuna düşmüştür.
- Başta bankalarımız olmak üzere önemli iktisadi değerlerimiz, yabancıların eline geçmiştir. Türkiye'nin varlığı, yabancılarla işbirliği yapan varlık sahibi bir avuç insan tarafından yağmalanmaktadır.
- Rüşvet, yağma, haksızlık, adam kayırma ve kamu malını yağmalama, Türkiye'nin ve Türk milletinin ufkunu karartmıştır.
- Baştakilerin yolsuzluklarına hesap sormayan veya soramayan bir sistem oluşmuştur.
- Tarım ve hayvancılığımız çöktüğü için, gıda yönünden dahi, başkalarına muhtaç hale gelmişiz.
- İşsizlik had safhaya ulaşmıştır ve sokaklar, vasıflı veya vasıfsız genç işsizlerle dolmuştur.
- Türkiye, yanlış ekonomi ve para politikaları sebebiyle oluşturulan ve kur- faiz makasına dayalı bir ant ekonomisi modelinde, büyük miktarda dış ticaret ve cari işlemler açığı veren bir ülke haline düşürülmüştür. Bu yüzden de Türkiye, dış ülkelere kaynak transfer eden bir ülke haline gelmiştir.
- Sıcak paraya mahkumiyet, Türkiye'yi adeta bir müstemleke ülkesi ve Türk milletini de bir müstemleke halkı haline getirmiştir.
Sayın Özyeğin;
Muhakkak surette, bu görüşlerime itiraz edeceğinizi tahmin ediyorum. Ama, gerçektir:
Ülkemizde büyüklüğünü ilan eden veya büyüklüğü kabul edilen işadamlarımız, geçerli değer ve hedef olarak sadece ve sadece, PARANIN ÜSTÜNDEKİ YAZIYI seçmişlerdir. İlimlere mevzu, sanatlara model veren bir büyüklük meydana getirememeleri, bu görüşümün, inkarı mümkün olmayan ıspatıdır. Daima başkalarına muhtaç durumda bulunmaları sebebiyle de, düştükleri zilletin farkında değildirler. Hiçbir zaman da vatani bir gerekçeye ve hizmet arzusuna dayanmamışlardır. Başarılı görüntülari de, DEVLET imkanlarının yağmalanmasına dayanmaktadır. En kutsal görevleri olan vergi hususunda dahi, üzerlerine düşen görevleri yerine getirmemişlerdir. Sistemin boşluklarından yararlanarak veya çıkarlarına uygun düzenlemeler tanzim ettirerek, vergi vermemeyi veya olabildiğince az vergi vermeyi, alışkanlık haline getirmişlerdir. Tarihin hiçbir döneminde tekzip edilemeyen şu gerçeği, asla ve asla akıllarına getirmemişlerdir:
"Bir ülke için en büyük tehlike; idare edenlerin ihtiras ve zulümleriyle, zenginlerin merhametsizlikleri ve hasislikleridir."
Merak ediyorum:
Başarılı bir işadamı olarak kurduğunuz ve büyük hedefler seçtiğiniz üniversitenizde, ahlaklı insanların yetiştirilmesi için nasıl bir eğitim programı uygulayacaksınız veya uygulatacaksınız. Ülkemizde kurulu bazı üniversitelerin, yabancı ideolojilere hizmet etmelerini görmek, beni fevkalade üzdüğü için bu soruyu sordum. Zira; milliyetçiliğin suç; vatana ve millete hizmet etmenin ahmaklık kabul edildiği bir dönem yaşıyoruz. Bilen ve düşünmesini bilen kim olsa, bu hususları merak eder.
Saygılarımla.

Caferağa Mahallesi, Hacışükrü Sokak,
No: 2/8 Kadıköy- İstanbul.
0216-4181726
o532-4576956 Hüsnü Akıncı

Not: Tarihin tekzip etmediği gerçektir:
Bir ülkede ilim adamları, idare adamlarına uşaklık etmye
başlarsa; toplumun edepsizleri, hayırlılarına galip gelirse;
toplumun fertleri de, nerede "Evet!" ve nerede "Hayı!" denileceğini
bilemez hale düşerlerse; yıkım, muhakkatır!

1 yorum:

Murat AYGEN dedi ki...

Kapitalist-üst-aklın “The party's core belief is that Poland underwent a fake transition in which former communists and moderate oppositionists colluded to control the levers of power behind a façade of liberal democracy” pasajı ile İpekçizâde İsmail Cem beyin «(…) ve 1954 yılında Yabancı Sermayeyi Teşvik Kanunu adı ile, yabancılara tanıdığı haklar bakımından dünyada eşi-benzeri bulunmayan bir kanun daha çıkarılacaktır. (…) bir de ünlü Petrol Kanunu kabul edilecektir. Ancak bu çabaların ilki büyük çaptaki özel sermayenin gelmesine yetmeyecektir» Marx-bilimsel sapıtamasını birlikte okumak fevkalâde öğretici olacaktır [bkz: (1) Shotter, J. & Barber, T., “A clash of values at the heart of Europe” (title over 4 columns) Big Read Poland, Financial Times Europe, © The Financial Times Limited 2017 No.39,537, Saturday 29 July / Sunday 30 July 2017, p.5 ve (--2--) İsmail Cem, «Türkiye'de geri kalmışlığın tarihi», Cem Yayınevi , Kültür Dizisi, Sekizinci baskı Mart 1982 Basaş Ofset, s.400].